ShiFLk. 1 Sanat için sanat ilkesine beğlıdırlar. Dönemin genel özellikleri maddeler halinde şöyle özetlenebilir. Servet I Funun Donemi Gostermeye Bagli Edebi Metinler Serveti Fünun Edebiyatında fünun dönemi tiyatro genel özellikleri. Dönemin bütün özelliklerini yazarlarıyla birlikte öğrenmek için Serveti Fünun Edebiyatı konusuna bir göz atmanız yararlı olacaktır. 2 Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Tiyatro doğrudan toplum yaşamını dile getiren ve topluma seslenen bir türdür. Sanat sanat içindir anlayışı benimsenmiştir. Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Ancak aruzun dizeler. 2 Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Tiyatroya büyük destek veren Ahmet Vefik Paşa görevinden alınmış Ahmet Mithat Efendinin yazdığı Çerkes Özdenleri adlı piyesin oynanması nedeniyle de Gedik Paşa Tiyatrosu yıktırılmıştır. Bir kısmı Dârülbedâyi de oynanan telif ve adapte yirmiye yakın eseri vardır. Hüseyin Suat Servet-i Fünûn sanatçıları içinde tiyatroyla en çok ilgilenen kişidir. Tiyatro ile ancak 1908den sonra uğraşma imkânı bulabildiler. SERVET-İ FÜNUNDA ROMAN VE HİKAYELERİN ÖZELLİKLERİ Teknik bakımdan sağlam Batı standartlarına uygun ilk roman örnekleri bu dönemde verilmiştir. Bu dönem sanatçıları eser vermeye devam edenler ancak II. Sanat için sanat ilkesine bağlıdırlar. Servet-i Fünun Servet-i Fünun Döneminin Genel Özellikleri. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Vakaların genellikle aile çevresinde geçtiği bu oyunlarda evlenme boşanma kadının medenî haklar gibi konular işlenir. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Bu durum edebi eserlere de yansımıştır- Servet-i Fünun edebiyatının en çok eleştirilen yönü dil üslup olmuştur. Şiirde konu ve biçim yönünden büyük yenilikler yapılmıştır. Servet-i Fünun Dönemi sanatçıları gerek sanat anlayışları gerekse Abdülhamit istibdadının getirdiği baskı ve sansür nedeniyle tiyatro türüyle fazla ilgilenmemişlerdir. SERVET-İ FÜNÛN EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ. Bu dönemde tiyatro sahnelerinde tuluat kumpanyaları temsiller vermiş bu temsiller. SERVET-İ FÜNUN EDEBİYAT-I CEDİDE TİYATROSUNUN GENEL ÖZELLİKLERİ. 1908deyeniden başlayan sahne çalışmaları ve bunlara gösterilen ilgi neticesinde ilgiServet-i Fünuncular da tiyatro denemeleri yapmaya başlamıştı. Serveti Fünun Edebiyat-ı Cedide Dönemi Edebiyatının Genel Özellikleri. Servet-i Fünun şiirinde resim sanatından etkilenilmiştir. Servet-i Fünuncular ülkenin içinde bulunduğu durumdan dolayı tiyatro türünde beklenen ölçüde eser veremediler. Servet-i Fünuncular kendilerine Edebiyat-ı Cedideciler demekle birlikte bir araya geldikleri derginin adıyla edebiyat tarihimize. SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI EDEBİYAT-I CEDİDE 1895-1901 1 Servet-i Fünun Edebiyatı 1895-1901 yılları arasında yer alır. Servet-i Fünun döneminde coşku ve heyecanı dile getiren metinlerin şiir genel özellikleri şunlardır. Servetifünuncular kendi düşüncelerini yansıtan oyunların bu dönemde oynanmasına izin verilmeyeceğini bildikleri için tiyatro eseri yazmamışlardır. Servet-i Fünuncular aruz ölçüsünü kullanırlar. Servet-i Fünûn Edebiyatı Genel Özellikleri. Heceyle denemeler olmakla birlikte ağırlıklı olarak aruz vezni kullanılmıştır. Servet-i Fünun Döneminde Tiyatro Servet-i Fünun Edebiyatı Şair ve Yazarları Servetİ Fünun Genel Özellikleri ve Tanzimatcılarla Karşılaştırılması. Servet-i Fünun dönemi edebiyatının genel özellikleri şunlardır. Servet-i Funun Edebiyat-ı Cedide Topluluğunun Edebiyat Anlayışının Genel Özellikleri Servet-i Funun Edebiyat-ı Cedide Topluluğunun sanat ve edebiyat anlayışı ortak birtakım özellikler gösterir. Çünkü tiyatroya büyük destek veren Ahmet Vefik Paşa görevinden alınmış Ahmet Mithat Efendinin yazdığı Çerkez. Bu dönem Servet-i Fünun sanatçıları üzerinde olumsuz etki bırakmış sanatçıların geleceğe dair umutlarını yitirmiş karamsar içine kapanık bir kişiliğe bürünmelerine neden olmuştur. Tanzimat Edebiyatında olduğu gibi olayın akışı kesilip okura bilgi verilmez sanatçılar da eserlerinde kişiliklerini yansıtmazlar. Ağır bir dil kullanıldığı için. Hüseyin Suat Yalçın Mehmet Rauf Cenap Sahabettin Halit Ziya Faik Ali Ozansoy Ali Ekrem Bolayır ve Safvetî Ziyanın tiyatro denemeleri vardır. Daha doğrusu Serveti Funun Topluğunun dergi etrafında bir topluluk özelliği gösterdiği yıllar arasında 1896- 1901 hemen hemen hiç bir tiyatro eseri yazılmamıştır demek de mümkündür. Servet-i Fünun dönemi sanatçıları gerek sanat anlayışları gerekse Abdülhamit istibdadının getirdiği baskı ve sansür nedeniyle tiyatro türüyle fazla ilgilenmemişlerdir. Meşrutiyete kadar hâkimiyetini devam ettirmiştir. 1 Sanat için sanat ilkesine beğlıdırlar. Baskının neticesinde Abdülhak Hamit Tarhan ve Ahmet Mithat Efendi nin daha çok kaleme aldığı okunmak için piyes anlayışı Servet-i Fünun Dönemi Edebiyatı nda de devam etmiştir. Tanzimat Donemi Turk Tiyatrosu Konu Anlatimi Ders Sarayi
Edebiyat1 yıl önce1 Cevap98 KezServeti fünun dönemi hikaye özellikleri sorusunun cevabı için bana yardımcı olur musunuz? Bu soruya 1 cevap yazıldı. Cevap İçin Alta Doğru İlerleyin. İşte Cevaplar muzur062021-04-06 103951Cevap Serveti fünun dönemi hikaye özellikleri sorusunun cevabı Genelde Maupassant tarzı hikayeler görülür. Maupassant tarzı hikaye klasik olay hikayesidir. Aşk, ölüm, intihar, hayal kırıklığı, karamsar bir hava Serveti Fünun Dönemi hikayelerinde işlenen konulardandır. Bu dönem sanatçıları genel olarak siyasete uzak durmuşlar bundan dolayı da eserlerinde bireysel konuları işlemişlerdir. Bu dönem hikayelerinde modern ve Batılı bir hayat tarzı görülmektedir. Halit Ziya Uşaklıgil'in yazdığı "Hikaye" isimli eseri, edebiyatımızda hikaye kuramı üzerine hazırlanmış ilk derli toplu çalışmadır. Bu eserde öykü ve romanın temel kuralları verilmeye çalışılır. Bu cevaba 0 yorum yazıldı. Soru Ara? den fazla soru içinde arama YazBilgilendirme 2022 yılı YKS, AÖF, AUZEF, ATA-AÖF, AÖL, LGS, AÖO, AÖIHL-MAÖL, YDS, TUS, MSÜ, ALES, KPSS, İSG, YKS, DGS, EUS, TYT, AYT, ADES, ADB, Amatör Denizcilik Eğitimi Sınav takvimleri belli
Servet-i Fünûn Döneminde Öğretici Metinlerin Genel Özellikleri -Servet-i Fünûn dönemi öğretici metinlerinde bireysel ve edebi konular işlenmiştir. -Servet-i Fünûn öneminde edebi tenkit daha çok kendilerine yapılan eleştirilere cevap verme ve Serveti Fünun edebiyatının tanıtılması önlerinde yoğunlaşmıştır. -Dil ağırdır. -Servet-i Fünûn dönemi öğretici metinler edebî tenkit, anı türünde yoğunlaşır. -Gezi yazısı, mizah, hiciv ve fıkra türünde de eserler verilmiştir. -Hüseyin Cahit Yalçın, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Ahmet Şuayp, Hüseyin Suat Yalçın öğretici metin alanında eser verin sanatçılardır. -Oluşturulan ürünler halkın sorunlarından uzaktır. -Edebiyat tarihi ve felsefe alanında hiçbir çalışma yoktur. SERVETİFÜNUN DÖNEMİ ÖĞRETİCİ METİNLER Servetifünun yıllarında eski veya mutedil edebiyat taraftarlarıyla yeni edebiyatın ateşli mensupları arasında yapılan, hayli şiddetli edebiyat münakaşalar olmuştur. Buna rağmen, bu devirde çok az gelişen bir edebî tür, ciddi bir tenkit edebiyâtı'dır. O kadar ki bu edebiyatın kuruluşunda hissesi olan kafiye münakaşaları gibi, edebiyatın devamı boyunca bilhassa Hüseyin Cahit tarafından karşı tarafa yöneltilen, şiddetli ve cesur yazılar da disiplinli ilmin gerektirdiği bilgi ve felsefenin dışında yazılardır. Bu arada bâzı Servetifünuncuların Batı Edebiyâtı'na dâir bilgiler vermeğe çalışan çeşitli makalelerini de meselenin esâsını kavramış, kuvvetli birer tenkit yazısı diye karşılamak kolay değildir. Vezinlerin, kafiyelerin ve nazım şekillerinin şiirdeki tarihî-müzikal yeri ve felsefesi, bu münakaşalarda belirtilememiştir. Yaşanılan devrin bediî-içtimaî ihtiyaçlarını kavrayarak, sanatkârlara, bu ihtiyaçlara cevap vermeleri için yol gösterebilecek bir edebî otorite de devrin tenkitçileri arasında mevcut değildir. Esasen, her şeye rağmen taklidî bir zümre edebiyatı yapmakta olan bir buhran devri edebiyatçıları arasından böyle bir şahsiyet çıkması da beklenilmez. Bunun dışında, Hüseyin Cahit'in nispeten daha ürkek olan îtidâl taraftarlarına karşı giriştiği yazılı kavgalar, o devir için oldukça faydalı ve elektrikli bir münâkaşa havası yaratmıştır. Hatta onun kendi arkadaşlarının neşriyatı hakkında yürüttüğü fikirlerle bu fikirleri besleyici mana taşıyan tercüme makaleleri, o devrin edebî hayatının ve edebî kıymetlerinin gelişmesinde rol oynamış; Garba dâir bilgi ve fikir verici yazılar olmuştur. Fakat Servetifünun Edebiyatı'nın daha çok, Fransız Edebiyatı üzerinde araştırmalar yaparak, elde ettiği bilgileri Türk Edebiyâtı'na tanıtmak yolunda ağırbaşlı yazılar yazansa Ahmed Şuayb'dır. Genç sayılacak bir yaşta ölümü, Türk edebiyatının ciddî kayıpları arasında bulunan Ahmed Şuayib'in tanınmış bir kısım Fransız ve Alman tarihçileri ile Fransız realizminin en mühim münekkit ve edipleri hakkında ciddi etütleri olmuştur. Bunları, önce, Tevfik Fikret'in teşvik ve ısrarı ile Servetifünûn'da, Hayat ve Kitaplar başlığı altında neşreden Ahmed Şuayib, aynı yazıları, 1913'de, yine Hayat ve Kitaplar isimli bir kitapta toplamıştır. Bu kitaptaki Taine ve Asarı ile Gustave Flaubert başlıklı etütler, edebiyatımızda Fransız yazarları ve mensup oldukları edebî mektepler hakkında yapılan araştırmaların ilk başarılı örneklerindendir. Aynı kitapta, Gabriel Monod, Ernest Lavisse, Niebuhr, Ranke ve Mommsen gibi, tanınmış Fransız ve Alman tarihçileri hakkındaki etütler de zevkle okunan ve ilmî-içtimâi problemlerin hangi târihî hâdiseler sebebiyle, nasıl ele alındığını belirten yazılardır. Bütün bu etüdler, edebiyatımızda Avrupalı yazarlar ve mensup oldukları edebiyat mektepleri hakkında yapılan tetkiklerin başarılı örneklerindendir. Şuayib, bu etütleri meydana getirmek için belli başlı Batılı yazarların eserlerine ve edebiyat tarihlerine başvurmuş ve neticede başarılı yazılar meydana getirmiştir. Hayat ve Kitaplar'da çağdaş Batı ekollerinin, o devir için, iyi anlaşılmış ve iyi anlatılmış olduğunu kabul etmek zarurîdir. Bu kitaptaki makalelerin Tevfik Fikret'in teşviki ve ısrarıyla, Servetifünunda neşrolunması gerek Fikret, gerek Ahmed Şuayb için kıymetli birer nottur. ServetiFünûn yıllarında ya mühim değer taşımayan yahut herhangi bir edebî hareket yapamayan, daha birtakım edebiyat türleriyle de yazılar yazılmıştır. Bunlar arasında hemen bütün Servetifünuncularm yazdıkları çeşitli makaleler, önde anılabilir. Bu makaleler, umumiyetle, Batı edebiyatını tanıtma maksadıyla yazılmış, sütunlar dolusu yazılardır. Ancak bunların çoğu, bu edebiyatın birinci sınıf yazıları derecesine yükselmiş sayılamazlar. Buna mukabil, Cenap Şahâbeddin'in Türk Seyahat Edebiyâtı'nı bir defa da Servetifünun nesriyle canlandıran yazıları, bu nevin güzel örneklerindendir. Bu yazıların umûmî adı Hac Yolunda'dır Hac Yolunda, yazarının, memuriyetle gönderildiği Hicaz bölgesindeki intibalarını hikâye eden mektuplardır. Bunlar, önce Servetifünûn'da tefrika edilmiş 1896 sonra kitap haline de getirilmiştir 1909. Kuvvetli ve keskin görüşlerle ve zekâ çizgileriyle değerli bu yazılar, edebiyatımızda, daha çok, Servetifünun yıllarından sonra gelişecek olan Seyahat Edebiyatı için güzel bir başlangıç olmuştur. Burada, Tanzimat'tan beri Cenap'a kadar ve Cenap devrinde yazılan Seyahat Edebiyatı örneklerinin, onun yazıları ölçüsünde bir edebî değer taşımadıklarını söylemek yerinde olur. Servetrfünûn yazarlarının mektup, musahabe, monografi ve mektup, hâtırat nevîlerindeki birçok güzel yazıları ve eserleri ise, onların, daha çok, müstakil birer, edip olarak çalıştıkları XX Asır'da neşredilmiştir. Kaynak Resimli Türk Edebiyatı Tarihi / Nihad Sami BANARLI 1-Servet-i Fünûn döneminde tenkit eleştiri Edebiyat ve sanat tartışmaları daha çok "Dekadanlık, batı taklitçiliği, bu dönem eserlerinin dilinin anlaşılmayacak kadar ağır ve sembollerle dolu olması, bu dönemde halktan kopuk bir edebiyatın teşekkül etmesi" noktalarında yoğunlaşmıştır. Serveti Fünun öneminde edebi tenkit daha çok kendilerine yapılan eleştirilere cevap verme ve Serveti Fünun edebiyatının tanıtılması önlerinde yoğunlaşmıştır. Serveti Fünun dergisi o dönem aydınlarının bir araya geldiği, tartıştığı yer olmuştur. Tenkit türünde; Hüseyin Cahit, Cenap Şahabettin ve Ahmet Şuayip özellikle dikkat çeken isimlerdir. Hüseyin Cahit Yalçın Servet-i Fünûn'a yapılan çeşitli saldırılara aynı şiddette cevaplar vermekle ün salmıştır. Sonraları bu türde yazdıklarını bir kitap haline getirmiş ve "Kavgalarım" adını vermeyi uygun bulmuştur. Edebi çalışmalarını tenkit alanında toplayan tek şahsiyet Ahmet Şuayp'tır. 2-Servet-i Fünûn döneminde Hatırat anı Servet-i Fünûn döneminde anı türünde başarılı eserler verilmiştir. Halit Ziya Uşaklıgil anı türünde yazdığı Kırk Yıl, Saray ve Ötesi 3 cilt, Bir Acı Hikâye adlı eserleri yazarın hayatını ve çevresini aydınlatması bakımından çok önemlidir. Hüseyin Cahit Yalçın; edebiyat hayatıyla ilgili anılarını Edebî Hâtıralar adıyla çıkarmıştır. Gazete ve dergilerde tefrika edilen siyasi anılan ölümünden bir süre sonra 19 adıyla yayınlanmıştır. 3-Servet-i Fünûn döneminde Hiciv ve Mizah Servet-i Fünûn döneminde Hüseyin Suat Yalçın hiciv ve mizaha yöneldi " Gâve-i Zâlim" takma adıyla siyasi ve sosyal hicivler yazdı. 4-Servet-i Fünûn döneminde Gezi Yazısı Servet-i Fünûn döneminde gezi türünde başarılı örnekler verilmiştir. Cenap Şahabettin memuriyete gönderildiği Hicaz bölgesinde intibalarını anlattığı eserine "Hac Yolunda" adını eser Servet-i Fünûndan sonra daha da gelişecek Gezi edebiyatı için bir lokomotif olmuştur. Tanzimat'tan beri Cenap Şehabettin'e kadar yazılan gezi yazılarının bir edebi değer taşımamaktaydı. Cenap'ın ayrıca Suriye'ye yaptığı geziye ait Suriye Mektupları 1917, Avrupa'ya yaptığı gezi ile ilgili Avrupa Mektupları 1919 adlı eserleri de vardır. Gezi türünde yazılmış bir başka eser de Ahmet İhsan Tokgöz'ün "Avrupa'da Ne Gördüm" 1892 adlı eseridir. 5-Servet-i Fünûn döneminde Fıkra Servet-i Fünûn döneminde azda olsa fıkra örnekleri verilmiştir. Hüseyin Cahit Yalçın fıkralarını "Hayât-ı Hakikiyye Sahneleri" adlı kitapta toplamıştır. HAZIRLIK ÇALIŞMALARI 1-Öğretici metinlerde dilin, edebi metinlerdeki işleviyle kullanılmasının olumlu olumsuz yönlerinin neler olabileceğini tartışınız. -Öğretici metinlerde dil, göndergesel işleviyle işlevde ileti, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla amaç olayı ya da Durumu olduğu gibi anlatmak, açıklamak, bunlar hakkında bilgi vermektir. Ancak bir Metinde birden fazla dilin işlevi daha çok öğretici metnin içeriği ile gezi yazısında dil duygu ve heyecanı dile getirme amacıyla oluşturulmuşsa 'dilin heyecana bağlı işlevi' , alıcıyı harekete geçirme amacıyla oluşturulmuşsa "alıcıyı harekete geçirme", mesajın iletisi kendisinde ise "şiirsel işlev" ile kullanılabilir. Bu durumda dilin öğretici metinlerde şiirsel işleviyle kullanılması metnin içeriği uygunsa de öğretici metinlerde asıl amaç, açıklamak, bilgi vermek olduğu için dil genellikle göndergesel işlevde kullanılır. 2- aGünlük yaşantınızda eleştiri yapıyor musunuz? Neleri niçin eleştirirsiniz? -Eleştiri, bir kişiyi, bir düşünceyi, bir eseri titiz, dikkatli bir incelemeye tabi tutma anlamlarına gelir. Daha özel anlamda ise eleştiri, açıklama amaçlı inceleme, derinlemesine tetkik anlamında kullanılır. Günlük hayatta insan her alanda eleştirilerde bulunabilir. Bu bizin hayata bakışımızı ortaya koyar. Bir şeyin doğruluğunu ya da yanlışlığını yargılamak hayatın her an içinde olan bir olgudur. bSizce eleştirinin amacı ne olmalıdır? -Eleştirinin bir amacı amaç gütmeden yapılan eleştiri ruhi bir hastalık belirtisi yapıcı ya da yıkıcı yönde mantıklı gerekçelerle ve çözüm yolları ifade ederek ifade edilerek bir eleştiri yapılmıyorsa bu eleştiri yıkıcı bir eleştiride amaç eleştirilen şeyin düzeltilmesini sağlamaktır. Bunun için eleştirilerimizde yapıcı olamaya çalışmalıyız. 3-Hatıra ve gezi yazılarının, kaleme alındıkları tarihten sonraki dönemler için önemi nedir? -Bir yazarın kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılara anı denir. Gezi yazısı ise bir yazarın gezip gördüğü yerlerin ilgi çekici özelliklerini anlattığı yazı türüdür. Anı ve gezi yazılarının tanımları dikkate alındığında hem anı hem gezi yazısı ile insanların hayatlarında önemli yer tutan, iz bırakan olalar kolay kolay unutulmaz ve bunlar yazıyla nesilden nesile anı ve gezi yazıları;milleti yüzyıllar boyu bir devam zinciri içinde , milli birlik halinde tutan, toplumu geçmişe bağlayan bir kültür önemli ölçüde anı ve gezi yazılarından faydalanır. Atatürk'ün Nutuk, Evliya Çelebi'nin Seyahatname adlı eserleri düşünüldüğünde gezi ve anı yazılarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar. Osmanlının Batıya gönderdiği sefirler ve aydınlar Batılılaşma sürecine yazdıkları anılar ve gezi yazılarıyla hız kazandırmışlardır. Osmanlı toplumu Batıyı bu aydınlar ve sefirlerin anlattığı kadarıyla tanımışlardır. 4-Tarih derslerinde edindiğiniz bilgilerden hareketle Serveti Fünun döneminin sosyal ve siyasi şartlarıyla ilgili neler söyleyebiliriz? -Bu dönem özellikle imparatorluk üzerinde kötü emeller besleyen, Avrupalı devletlerin bu emellerini gerçekleştirmek için, içte ve dışta çeşitli oyunlar sergilemeye çalıştıkları bir ise, kendisine 'hasta adam' gözüyle bakılan devleti bir müddet daha ayakta tutabilmek için birtakım sıkı tedbirler almak zorunda kalır. Bu dönemin sert görünüş hürriyet anlayışını adeta bir fikri sabit hale getiren bu devir gençlerinde ruhi bir bunalım yaratmıştır. Özellikle devletin içten ve dıştan maruz kaldığı bu tehlikeleri önleyebilmek için alınan tedbirler, Tanzimatçıların sahip oldukları hürriyet havasına imkan imkansızlık gençleri ruhi bunalımlara sevk Osmanlı-Rus harbinin kötü sonuçlanması üzerine,1876'da açılan Meclis-i Mebusan tekrar Rumeli'de istiklalini kazanmaya çalışan azınlıklar karşısında bile zayıf duruma kaplayan hürriyet, milliyet ve istiklal cereyanlarının, özellikle batılı büyük devletlerin gayretleriyle hızla gelişmesi, devlet yönetimini de yüzden alınan tedbirlerin dozu biraz daha tebası olan yabancı toplulukların dıştan desteli isyan teşebbüslerini önleme imkanı devletlerin her zengin coğrafyaya sahip olma istekleri gittikçe bir ihtiras halini aydınları tarafından bile desteklenme talihini kaybeden imparatorluk yönetiminin alınan bu sıkı tedbirlerin sebebini açıklayamaması, yönetimi gençlerin gözünde tek suçlu durumuna düşürüyordu. İdealist fikirlerle ortaya çıkan Jön Türklerin dış tehlikeler karşısında tam bir milli bütünlük içerisinde bulunulmak yerine, işi Ermenilerle iş birliği yapacak kadar ileri götürmeleri, yönetimin aldığı tedbirleri daha da arttırmasına yol açar. Bu arada saray yönetimi içinde, hoşnutsuzluğu gittikçe nefrete dönüşen bu gençleri dış tehlikeler karşısında uyanık olmaya çağıracak tecrübeli ve bilgili kişiler bulunmamaktaydı. Devletin maruz kaldığı bu tehlikeler karşısında bir kısım münevverler hadiselere kayıtsız kalırken, bir kısmı ise kendisini koyu bir Avrupa perestliğin kucağına atıyordu. Babıali'nin nüfusunu Abdülhamit, tamamıyla ortadan kaldırıp, Yıldız'ı hakim vaziyete getirmiş,iktidar mevkilerine kendine uygun adamları geçirmek suretiyle, mutlak bir disiplin mekanizması kurmuştu. Bu hakimiyetini kontrol altında tutabilmek için bir hafiye teşkilatı öyle yaygınlaştı ki herkes padişaha yaranmak için birer hafiye kesilmişti. Çizdiğimiz bu siyasi tablonun karşısına medeniyetçiler şu görüşlerini ileri sürdüler Batıdaki düşünceleri, yaşayışları, tekniği aynen almalıyız. Bir Avrupalı gibi olursak, onlara benzediğimiz için Avrupalılar bize saldırmazlar. Medeniyetçiler, daha önce açıkladıkları gibi 'İslam medeniyeti devrini tamamlamıştır' derlerken, Avrupalıların Hıristiyan medeniyet ve tekniğinin hızla geliştiğini ileri sürmekteydiler. Batı; düşüncede, sosyolojide ve teknikte bir gelişme göstermiştir. Ama Servet-i Fünûn gençliğine göre biz bunların hepsini aynen almalıyız. Ama şunu akıl edemediler ki; her milletin düşünce, yaşayış ve sosyal yapısı farklıdır. Bu bunalımlı ve buhranlarla dolu zor dönem 1908'de son bulur. Devlet yönetimi İttihat ve Terakki cemiyetinin eline geçer. Fakat felaketler zinciri yine de son bulmaz. Devlet İttihat ve Terakkinin tecrübesiz hareketi sonucu Balkan harbinin getirdiği başarısızlıklarla sürüklenir. Bu edebiyat o dönemin siyasi durumu, anlatırken de belirtildiği gibi, hürriyetsizlik anlayışının o dönem gençlerince bir bunalım olarak görüldüğü devrede dönem, batının sadece edebiyat kaynağı olarak görüldüğü gibi, hürriyet kaynağı olarak ta görüldüğü devredir. Bu dönemde batıya olan hayranlık had safhaya ulaşmıştır. Bu siyasi dönemde yetişip edebiyat yapmaya bir durum bütün millette doğurduğu hastalık, melankoli, hayattan bezginlik ve kaygısızlık şüphesiz onlarında ruhunda aynı tesiri uyandıracaktı. Bu cereyanın edebiyatçıları, şark kültüründen evvel ve şark edebiyatından önce batı edebiyatını tanımışlardır. Hatta aralarında bunu bir iftihar vesilesi sayanlar da vardır. Sosyal meselelerin serbestçe konuşulamayışı,bu hususta kendini göstermek isteyen iradelerin susturuluşu, herkeste bir neme lazımcılık hissi kendi derdine ve kendi keyfine düşmüş,sosyal sorumluluk duygusu tamamen yok söz söylemek olan edebiyatçılar başka mevzular aramaya başlamışlardı. Şu fikirleri ileri sürdüler aAvrupa imparatorluk ve derebeylik dönemini aşmıştır.1789 Fransız ihtilali ile bAvrupa da bilhassa Fransa'da burjuvazi adı verdiğimiz şehirlilerle işçiler gibi iki tabaka vardır. Bu iki tabakanın çekişmesiyle iki edebiyatta buna bağlıdır. Bizde de benzeri yapılar gerçekleşmediği takdirde, edebiyatımızın gelişmesi mümkün değildir. Konu Tarama Soruları 1. Halit Ziya Uşaklıgil'in hangi eseri türü yönünden diğerlerinden farklıdır? A Aşk - ı Memnu B Mai ve Siyah C Kırık Hayatlar D Kırk yıl E Nedime CEVAPD 2. Servet - i Fünun'da düzyazı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez? AHalkı bilgilendirmek, aydınlatmak gibi bir amacı yoktur. BDiğer dönemlere oranla tiyatroya daha çok değer verilir. CTürkçe yetersiz bulunur, Osmanlıca'dan bol bol yararlanılır. DArapça, Farsça eski - yeni sözcükler kullanılır. EYeni kavramları karşılamak için yeni tamlamalar türetilir. CEVAPB 3. Servet-i Fünun'da düzyazıyla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yapılamaz? AYepyeni ad ve sıfat tamlamaları oluşturulur. BHalkın anlayabileceği açık, yalın bir dil benimsenir. CÇokça sıfat, ortaç öbeği kullanılır. DFransızca'dan alınan sözcükler Türkçeleştirilir. EYan cümlecik, eylemsilerle zenginleştirilmiş uzun cümleler kullanılır. CEVAPB 4. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun sanatçılarından biri değildir? A Mehmet Rauf B Tevfik Fikret C Halit Ziya Uşaklıgil D Ahmet Mithat Efendi E Cenap Şahabettin CEVAPD
Uzun bir geçmişi olan Türk Edebiyatı mesnevi, halk hikayesi gibi türlerle benzerlikler taşıdığı için aslında roman türüne yabancı değildi. Edebiyatımızın Batı’ya açıldığı ilk andan itibaren roman türüne karşı bir ilgi başlamış ve çeşitli çeviriler bu türün iyice tanınması sağlanmıştı. “Tanzimat Dönemi’nde Roman” başlıklı yazımızda edebiyatımızın roman türüyle tanışmasını ele almış ve bu dönemde ortaya konulan ürünlerin ilk olmaları nedeniyle kusurlu olduklarını belirtmiştik. Ancak sanatçılarımızın tecrübe edinmesi sonrasında “Serveti Fünun Dönemi’nde Roman” türünde kusurlar büyük oranda atılmış ve önemli gelişmeler Fünun Dönemi’nde RomanTanzimat Dönemi’nde hakim olan tartışma “Doğu-Batı” tartışmasıdır. Bundan bunalan ve istibdad yönetimin de etkisiyle genç sanatçılar içlerine kapanarak ve Batı’yı örnek alarak “Serveti Fünun” adıyla yeni bir edebiyat anlayışı oluştururlar. Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Süleyman Nazif, Ahmet Şuayp ve Hüseyin Suat Yalçın gibi genç isimlerin “Servet-i Fünun” dergisi etrafında toplanmaları ve burada yazmalarından dolayı bu edebi topluluk dergi ismiyle anılır.Bu konuda daha fazla bilgi için “Servet-i Fünun Edebiyatı ile Serveti Fünun Özellikleri” başlıklı yazılarımıza göz atabilirsiniz.Bu edebi topluluk içinde roman türünde eser veren sanatçıları ise Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit Yalçın’dır. Bu dönemde hakim olan genel anlayışlar içinde “hayal kırıklıkları ve karamsarlık” romanlarda da görülmektedir. Roman karakterine de yansıyan bu melankolik hava okuyucu tarafından tecrübeyle bu dönemde ortaya konulan ürünlerin teknik olarak Tanzimat Dönemi ürünlerine göre çok daha sağlam olduklarını söylememiz mümkündür. Ancak önceki döneme göre çok daha ağır ve süslü bir dil kullanılmış olmasından kaynaklı dönemin halkına hitap etmemesi bu dönem eserlerinin en büyük kusurlarından Fünun Dönemi Roman ÖzellikleriTürk Edebiyatı’nda Batı tekniğine uygun ilk ürünler bu dönemde verilmiştir. Önceki dönemde yer alan roman kusurları büyük oranda ortadan Fünun romanında realizm akımının tesiri akımının etkisiyle güçlü bir ruhsal ve özellikle gerçekçi mekan betimlemeleri romanların en belirgin dönem sanatçıların içe kapanık ve karamsarlık içinde olmalarından dolayı eserlerde “hayal kırıklığı, kaçış” teması oldukça çok Dönemi sanatçıların sosyal sorunlara yönelmesinin aksine bu dönem sanatçıları biraz da baskıdan kaynaklı bireysel konuları ele Fünun sanatçıların ağır bir dil benimsemeleri nedeniyle bu dönem romanlarında oldukça ağır ve süslü bir dil kullanılmıştır. Bu dönem romanları daha sonraki yıllarda yazarları tarafından dönem romanlarında daha çok İstanbul mekan olarak seçilmiştir. Olayların geçtiği mekanlar detaylı ve gerçekçi bir şekilde uzunca daha çok seçkin ve aydın kişilerden seçilmiştir. Bununla birlikte eserlerde geniş bir kişi kadrosu yerine sadece olayların çevresinde yer alan kişiler yer kahramanların ruhsal betimlemeleri oldukça derin bir şekilde Fünun Dönemi Romanları ve YazarlarıBu dönemde aklımıza gelen ilk isim Halit Ziya Uşaklıgil olmaktadır. Yazmış olduğu Mai ve Siyah ile Aşk-ı Memnu adlı eserleriyle Türk Edebiyatı’ndaki Batı tekniğine sahip ilk roman örneklerini vermiştir. Realizm akımın etkisiyle yazmış olduğu eserleriyle Türk romancılığında önemli bir çığır açmıştır. Bununla birlikte Mehmet Rauf ve Hüseyin Cahit Yalçın bu dönemde roman yazmış önemli sanatçıların başında ve SiyahBatılı anlamda Türk romancılığının başlangıcı olarak kabul gören bu eserde Ahmet Cemil adlı bir genç şairin hayalleri ve hayal kırıklıkları ele alınır. Yazar, Ahmet Celil’in gözünden dönemin gerçekliğini yaptığı gerçekçi betimlemelerle ortaya koymaya çalışmıştır. Betimlemelerdeki ustalıklar, önceki sanatçıların araya girip kendi düşüncelerini söylemeleri gibi kusurları ortadan kaldırması ve akıcı üslubuyla edebiyatımızda önemli bir tutan eserdeki kahramanlar Servet-i Fünuncu sanatçıları MemnuHalit Ziya Uşaklıgil’in bu dönemde yayımlamış olduğu bu roman, dönemin eğlence anlayışını yansıtmakla birlikte Batı’daki realist sanatçıların üzerlerinde durdukları “Yasak aşk” temasıyla oldukça tartışılmıştır. Bu romanıyla Halit Ziya, evliliklerdeki sorunları dile getirmiş ve yasak aşkların altında yatan nedenleri anlatmaya çalışmıştır. Döneminde büyük bir ilgi gören roman, sanatçının şaheseri olarak değerlendirilmiş ve Mai ve Siyah eseriyle birlikte Batılı ilk romanlardan birisi olarak Edebiyatı’ndaki ilk psikolojik romanımız olan Eylül, Mehmet Rauf tarafından 1900 yılında kaleme alınmıştır. Ruhsal çözümlemelerin oldukça güzel bir şekilde yapıldığı romanda Suad, Süreyya ve Necip karakterleri arasındaki aşk üçgenini konu olarak almakla birlikte bu kahramanların psikolojik tahlillerini geniş bir şekilde Fünun Dönemi’nde Roman PDF + VideoAşağıdaki bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Edebiyat Ders Notları PDF” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla bağlantılardan Deniz Hoca tarafından hazırlanmış olan “Serveti Fünun Romanı PDF Çalışma Kağıdı” dosyası ile slaytını indirebilir, öğrencileriniz ve arkadaşlarınızla ÇEKEBİLECEK YAZILAR ⇒ PDF / Slayt ⇒ Serveti Fünun Edebiyatı ⇒ Serveti Fünun Sanatçıları ⇒ Serveti Fünun Edebiyatının Özellikleri ⇒ Ders Konuları ⇒ TYT Türkçe ⇒ AYT Edebiyat
serveti fünun dönemi genel özellikleri