AB9Ntjj. Yeni tip koronavirüs salgınından etkilenen ve hastanede yatması gereken ileri düzey Covid-19 hastalarının tedavisinde solunum cihazları ve yoğun bakım üniteleri kritik rol oynuyor. Dünyada birçok ülke yoğun bakım yatak sayısını artırmak için çaba gösterirken, yeni solunum cihazı siparişi vermeye başladı. Türkiye'de de benzer bir durum söz konusu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçen hafta içinde yaptığı açıklamada yoğun bakımlarda herhangi bir sorun olmadığını ve Türkiye'de bir firmaya sipariş edilen 5 bin adet solunum cihazının 2 bininin Nisan sonunda teslim edileceğini açıkladı. Türkiye'de yetişkin yoğun bakım yatak sayısı 25 bin; mevcut solunum cihazı sayısının da 17 bin civarında olduğu belirtiliyor. Solunum cihazı nedir ve nasıl çalışır? Mekanik ventilatör olarak da adlandırılan suni solunum cihazları en basit haliyle, akciğerlerin görevini yeterince yapamadığı durumlarda hastanın solunumunu destekleyen aletler olarak tanımlanıyor. Göğüs Hastalıkları ve Yoğun Bakım Uzmanı ve Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç Dr. Cenk Kıraklı, bu cihazların hastaya iki şekilde bağlanabildiğini belirtti. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Kıraklı, hafif hastalarda bir maske yardımıyla, ağır hastalarda ise nefes borusuna yerleştirilen bir tüple bağlandığını aktardı. Aynı zamanda Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği Yoğun bakım Çalışma Grubu Başkanlığı görevini de yürüten Doç. Dr. Kıraklı, "Oda havasında oksijen düzeyi yüzde 21'dir. Bu cihazlar hava ile oksijeni istediğimiz oranlarda karıştırmamızı sağlayabildiği için hastalara yüzde 100'e kadar varan düzeylerde oksijen verebiliyoruz" dedi. Covid-19 tedavisinde solunum cihazı ve yoğun bakım ünitesinin rolü nedir? Koronavirüse yakalanan hastaların tamamının yoğun bakıma kaldırılması ve solunum cihazına ihtiyaç duyması gibi bir durum söz konusu değil. Dünya Sağlık Örgütü WHO verilerine göre, Covid-19 hastalarının yüzde 80'i hastanede tedavi görmeden bu hastalığı atlatıyor. Yoğun bakıma yatırılması gereken hastaların oranı ise yüzde 5. Doç. Dr. Kıraklı, Covid-19'un doğrudan solunum yollarını tutan bir hastalık olduğunu ve yoğun bakıma yatışların da en çok solunum yetmezliğinden kaynaklandığını söyledi. Kıraklı, "Yoğun bakım yatışı en çok solunum yetmezliği nedeniyle olduğundan bu cihazlar çok önemli. Hastaların yaklaşık %5' i yoğun bakım ihtiyacı duyuyor. Bu kadar çok kişiyi etkileyen bir bulaşıcı hastalık salgınında tabi ki yoğun bakım üniteleri en önemli birimler haline geliyor" diye konuştu. Türkiye'de solunum cihazı ve yoğun bakım yatak sayısı ne kadar? Sağlık Bakanlığı'nın 2018 Sağlık İstatistikleri Yıllığı'na göre, Türkiye'de 24 bin 71 adet erişkin yoğun bakım yatağı bulunuyor. Bu yatakların 11 bin 171'i Sağlık Bakanlığı, 4 bin 49'u üniversite ve 8 bin 851'i de özel hastanelerin bünyesinde yer alıyor. Türkiye'de ayrıca 2018 itibarıyla 1625 çocuk ve 12 bin 402 yenidoğan yoğun bakım yatağı var. Bakan Koca, geçen hafta içinde yaptığı açıklamada, Türkiye'de şu anda yoğun bakımlarda herhangi bir sorun yaşanmadığını belirterek, yüzde 62 civarında bir doluluk oranı olduğunu ifade etti. Yoğun bakım üniteleri de yatırılan hastaların durumunun ciddiyetine göre üçe ayrılıyor. 1. ve 2. düzeyde daha hafif hastalar yer alırken, 3. düzeyde ise organ yetmezliği ve koma gibi ileri düzeyde rahatsızlığı olan hastalar bulunuyor. Doç. Dr. Kıraklı, yoğun bakım ünitelerinin tamamında solunum cihazı olması şartı olmadığını belirtti. Kıraklı, "Genellikle her hastanede yatak sayısının yüzde 10'u kadar yoğun bakım yatağı olması önerilir. Ancak bunların hepsinde solunum cihazı olması şartı yoktur. Sadece 3. düzey ileri yoğun bakımlarda her yatağa bir ventilatör olacak şekilde düzenleme yapılır. 1. ve 2. düzey yoğun bakımlarda bu sayı daha azdır" dedi. Kıraklı'nın verdiği bilgiye göre, Türkiye'deki yoğun bakım yataklarının yaklaşık 13 bin kadarı ileri düzey ve bunların tamamında bir adet solunum cihazı bulunuyor. Solunum cihazları yoğun bakımın dışında ameliyathane gibi başka birimlerde de kullanılabiliyor. Kıraklı, Türkiye'de toplam solunum cihazı sayısının 17 bin civarında olduğunu belirterek, son dönemde bu sayıların artırılması için Sağlık Bakanlığı tarafından adımlar atıldığını sözlerine ekledi. Türkiye'de solunum cihazının artırılması için ne gibi adımlar atılıyor? Sağlık Bakanlığı, ilk etapta 5 bin adet solunum cihazı siparişi verirken, Türkiye'de de bazı firmalar bu cihazların üretim süreçlerine destek vereceğini açıkladı. Bakan Koca'nın geçen hafta yaptığı açıklamada, ilk etapta bir startup firmasının prototip olarak geliştirdiği bir cihazdan 5 bin adet için sözleşme yapıldığını ve bu cihazların 2 bin adedinin Nisan ayı sonunda teslim edileceğini söyledi. Koca, "Ama buna ilave olan bir firma daha oldu. Üçüncü bir firma ile de görüşmeler yapılıyor. Kim üretebilecekse, ürettirmek istiyoruz. O firmalara da alım garantisi vererek sayıyı da artırmak, gerekirse ülke dışına da hibe etmek ya da satmak istiyoruz" dedi. Sağlık Bakanlığı'nın sözleşme yaptığı BİOSYS şirketi, Twitter hesabı üzerinden üreteceği solunum cihazının fotoğrafını paylaştı. Cihazın seri üretimine yakın bir zamanda başlanması bekleniyor. Solunum cihazı üretimine savunma sanayinin önde gelen şirketlerinden Baykar, Aselsan, TUSAŞ ve Arçelik gibi firmalar da destek vereceğini açıkladı. Dünyada durum ne? Doç. Dr. Kıraklı, solunum cihazlarının KOAH, kas hastalıkları ve zatürre gibi solunum yetmezliği gelişen durumlarda kullanılan cihazlar olduğunu ve sürekli kullanımdan dolayı doluluk oranlarının da genellikle yüzde 90'ın üzerinde olduğunu ifade etti. Dünya genelinde koronavirüsün bulaştığı kişi sayısı yarım milyonu geçerken, bu durum, ağır vakaların oranının yüzde 5 civarında olmasına karşın binlerce kişinin aynı anda yoğun bakım ve suni solunum desteği duyması anlamına geliyor. Bu da dünya genelinde sağlık sistemlerinin üzerinde ciddi bir baskı oluşmasına neden oluyor. Solunum cihazı ve yoğun bakım üniteleri, en acil ihtiyaçların başında geliyor. Dünya genelinde kullanılan solunum cihazlarının çok büyük bir bölümü Çin'de üretiliyor. Daha sonra bu cihazlar, tıbbi cihaz satan şirketler üzerinden hastane ve sağlık bakanlıklarına satılıyor. Covid-19 salgınının artmasıyla birlikte, solunum cihazı fiyatları da bir haftada artış gösterdi. Bazı tür mekanik ventilatörlerin fiyatının 27 bin dolardan 96 bin dolara çıktığı görülüyor. Avrupa Birliği AB, başta solunum cihazı olmak üzere salgınla mücadelede en fazla ihtiyaç durulan cihaz ve ekipmanın tedariği için ortak bir satın alma ve depolama mekanizması geliştirdi. Dünyada en fazla can kaybının görüldüğü İtalya, ülkedeki tek solunum cihazı üreticisinden aylık kapasitesini dörde katlamasını istedi ve üretim sürecine yardımcı olmaları için askerleri de görevlendirdi. İtalya'daki Siare Engineering firmasının şu andaki üretim kapasitesi 125 ve artışın gerçekleşmesinden sonra bu sayının 500'e çıkması bekleniyor. Financial Times'ın haberine göre, bu firma, ürettiği cihazları devlete 17 bin euro karşılığında satıyor. İngiltere'de Ulusal Sağlık Sistemi NHS, elinde 8 bin 175 solunum cihazı olduğunu ve acil bir şekilde yeni alımlar yapacağını açıkladı. İngiliz hükümeti, salgının tepe noktasında 30 bin solunum cihazına ihtiyaç duyacağını açıkladı ve teknoloji şirketi Dyson'dan 10 bin adet cihaz sipariş etti. Almanya da 10 bin adet solunum cihazı siparişi verirken, bazı otomobil şirketleri de cihaz üretimine başlayacağını açıkladı. Fransa, solunum cihazına sahip yoğun bakım yatağı sayısının 5 bin olduğunu ve bunu hızla artırmak için bazı adımlar atacağını söyledi.
Covid-19 nedeniyle yoğun bakımda 32 gün kalan 61 yaşındaki kadın hasta, 17 gününü solunum cihazına bağlı olarak geçirdikten sonra alkışlar eşliğinde yoğun bakımdan servise çıkarıldı. Hasta "Artık benim için bitmiştir diyordum. Ben mezara gittim geldim" dedi. Bir ay önce ateş, titreme ve nefes darlığı şikayeti ile gelen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerine Başvuran Covid-19 ön tanısı İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesine yatırıldı. İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesinde görevli Prof. Dr. Murat Sungur, Doç. Dr. Kürşat Gündoğan ve Dr. Öğretim Üyesi Şahin Temel ve ekibi tarafında tedavi altına alınan hasta 32. günün sonunda 17 gününü solunum cihazına bağlı olarak geçirdikten sonra sağlık çalışanlarının alkışları eşliğinde servise çıkarıldı. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Güney, "ERÜ Hastaneleri olarak, ilk pandemi çıktığı andan itibaren ciddi bir çalışma içine girdik. Önce poliklinik ve acil servislerimizi ayırdık. Hastanemizdeki 3 katı Pandemi Kliniği olarak kullanıyoruz" dedi. Hasta hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kürşat Gündoğan, "Hastamız 61 yaşında kadın hasta. 6 yıldır bilinen diyabet ve hiper tansiyonu var. Bir ay önce ateş, titreme, nefes darlığı şikâyeti ile geliyor. Bu şikayetlerle Covid-19 ön tanısı ile enfeksiyon hastalıkları servisine yatırdık. Takipleri sırasında kliniği çok kötü gitti ve aynı anda yoğun bakım ünitesine aldık ve hastayı solunum cihazına bağladık. Hastaya Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun da önerdiği tüm antiviral tedaviler başladık. Solunum cihazında bu şekilde hastamızı takip ettik. 17. günün sonunda solunum cihazında ayrıldı” dedi. Doç. Dr. Gündoğan, "Diğer kalan günlerde de tedavilerini tamamladık yoğun bakımın 32. gününde servise çıkardık. Bu yoğun bakımdan bu kapıdan çok daha ağır hastaları biz servise çıkardık. Bu hastalık daha yeni bir hastalık ve kimse özelliğini bilmiyor. Nasıl klinik seyredeceğini bilmediğimiz için bu hastamızın özelliği var. Tam 17 gün solunum cihazına bağlı kaldı ve değişik tedavi yöntemleri uyguladık. Sonunda başardık. Türkiye'de oldukça nadir bu şekilde uzun bir süre solunum cihazında kaldıktan sonra servise alınan hasta sayısı çok az. Yoğun bakımda hasta tedavisini sürdüren büyük bir hasta ordusu var. Arkamızda çok büyük bir ordu var. Hekimler, hemşireler, fizyoterapistler, hasta bakıcılar, temizlik görevlileri ve teknik bakımcılar aslında bu başarı hepimizin. Gün içinde ortalama 50 kişi çalışıyor. Bizim 17 yataklı yoğun bakım ünitesinde yüzde 70 doluluk oranı ile hizmet vermekteyiz" diye konuştu. Yoğun bakımdan servise alınmanın mutluluğunu yaşayan 61 yaşındaki hasta "Çok sabrettim gittim diyordum. Allah'ım bana güç ve sabır verdi. Artık benim için bitmiştir diye düşünüyordum. Allah'ıma olan inancım, kendime aileme olan bağlılığım vardı. Yeniden doğdum, o kadar mutluyum ki ben mezara gittim geldim. Öldüm geldim diyeyim. Hiç kendimde değildim. Şükür olsun Rabbime. Bir de yürüye bilsem daha mutlu olacağım" ifadelerine yer verdi.Haber Davut Güleç
Bolu'da bir fabrikada çalışan Mahmut ile Ayşe Çertel çiftinin ilk çocukları Vedat'a, bebekliğinde bir tür kas hastalığı olan Charcot Marie Tooth CMT teşhisi konuldu. Kas hastası olduğu için yürüyemeyen ve hareketi kısıtlı olan Vedat Çertel, uygulanan tedavilere rağmen iyileştirilemedi. [Fotoğraf AA] Yaklaşık 2 yıl önce çocuklarının nefes almakta zorlandığını fark eden ailesi, götürdükleri hastanede çocuklarının akciğerinin üst kısmında bir kitle olduğunu öğrendi. Kitle nedeniyle oksijen makinesine bağlı yaşamak zorunda kalan Vedat Çertel, Bolu, İstanbul, Kocaeli ve Ankara'daki çeşitli hastanelere götürüldü, ancak henüz olumlu bir gelişme kaydedilemedi. [Fotoğraf AA] Baba Mahmut Çertel, çocuğunun emekleme döneminden bu yana bakıma muhtaç olduğunu söyledi. Ameliyat riskli Çeşitli hastanelere götürdüğü oğlunun tedavisinde devletin tüm imkanları sağladığını anlatan baba Çertel, şöyle konuştu "Allah devletimizden razı olsun. Benim şu anda tek umudum çocuğumun tedavisinde bana yardımcı olunması. Şu anda akciğerinde kitle olduğu için solunum cihazlarına bağlı durumda. Bunun yanında kas hastalığı var." [Fotoğraf AA] Çertel, "Ameliyata şu anda kimse yanaşmıyor. Ameliyat riskli olduğu için kimse yapmak istemiyor. Ameliyat olsa şu anda kullandığımız makinelere gerek kalmayacak. Hiç olmazsa yanımızda oturur. Ben yürüsün koşsun istemiyorum. Konuşsa yanımda otursa o bana yeter" dedi. "Elektrik kesintileri çok büyük sorun" Oğlu makineye bağlı olarak nefes aldığı için elektrik kesintilerinde sorun yaşadıklarını belirten Çertel, "İtfaiyeyi arayarak eve jeneratör getirmek zorunda kalıyorum" diye konuştu. Çertel, oğlunun nefes alması için gerekli makinelerin sürekli çalışması nedeniyle elektrik faturasının da 300-350 lira civarında geldiğini aktararak, bunun kendilerini zorladığını söyledi. Kaynak AA
Covid-19 nedeniyle yoğun bakımdaki 32 günün 17 gününü solunum cihazına bağlı olarak geçiren 61 yaşındaki kadın hasta, alkışlar eşliğinde yoğun bakımdan servise çıkarıldı. Yaklaşık bir ay sonra servise çıkan hasta, "Artık benim için bitmiştir diyordum. Ben mezara gittim geldim" dedi. Kaynak İhlas Haber Ajansı Eklenme 28 Nisan 2020 1402 Covid-19 nedeniyle yoğun bakımdaki 32 günün 17 gününü solunum cihazına bağlı olarak geçiren 61 yaşındaki kadın hasta, alkışlar eşliğinde yoğun bakımdan servise çıkarıldı. Yaklaşık bir ay sonra servise çıkan hasta, "Artık benim için bitmiştir diyordum. Ben mezara gittim geldim" dedi. Kayseri'de bir ay önce ateş, titreme ve nefes darlığı şikayeti ile gelen 61 yaşındaki hasta, Covid-19 ön tanısı ile Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'de Prof. Dr. Murat Sungur, Doç. Dr. Kürşat Gündoğan ve Öğretim Üyesi Dr. Şahin Temel'in sorumlu olduğu İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesi'ne yatırıldı. Yoğun bakımdaki 32 günün 17 gününü solunum cihazına bağlı olarak geçiren 61 yaşındaki hasta, 32. günün sonunda yoğun bakım ünitesinde çalışanların alkışları eşliğinde servise çıkarıldı. Hastanedeki pandemi çalışmaları ile ilgili olarak bilgi veren Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Güney, "ERÜ hastaneleri olarak ilk pandemi çıktığı andan itibaren ciddi bir çalışma içine girdi. Önce poliklinik ve acil servislerimizi ayırdık. Hastanemizdeki 3 katı da Pandemi Kliniği olarak kullanıyoruz" dedi. Prof. Dr. Güney, Covid-19 nedeniyle Dahiliye Yoğun Bakım gerekse Anestezi Yoğun Bakım diğer cerrahi yoğun bakımlarını Pandemi Yoğun Bakım olarak hizmete aldıklarını ve hastalarla yakından ilgilendiklerini söyledi. Hasta ile ilgili olarak bilgi veren Doç Dr. Kürşat Gündoğan, "Hastamız 61 yaşında kadın hasta. 6 yıldır bilinen diyabet ve hiper tansiyonu var. Bir ay önce ateş, titreme, nefes darlığı şikayeti ile geliyor. Bu şikayetlerle Covid-19 ön tanısı ile enfeksiyon hastalıkları servisine yatırdık. Takipleri sırasında kliniği çok kötü gitti ve aynı anda yoğun bakım ünitesine aldık ve hastayı solunum cihazına bağladık. Hastaya Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun da önerdiği tüm antiviral tedavilere başladık" dedi."Solunum cihazında bu şekilde hastamızı takip ettik. 17. günün sonunda solunum cihazında ayrıldı" diyen Doç. Dr. Gündoğan, "Diğer kalan günlerde de tedavilerini tamamladık yoğun bakımın 32. gününde servise çıkardık. Bu yoğun bakımdan bu kapıdan çok daha ağır hastaları biz servise çıkardık. Bu hastalık daha yeni bir hastalık ve kimse özelliğini bilmiyor. Nasıl klinik seyredeceğini bilmediğimiz için bu hastamızın özelliği var. Tam 17 gün solunum cihazına bağlı kaldı ve değişik tedavi yöntemleri uyguladık. Sonunda da başardık. Türkiye'de de oldukça nadir bu şekilde uzun bir süre solunum cihazında kaldıktan sonra servise alınan hasta sayısı. Yoğun bakımda hasta tedavisini sürdüren büyük bir hasta ordusu var. Arkamızda çok büyük bir ordu var. Hekimler, hemşireler, fizyoterapistler, hasta bakıcılar temizlik görevlileri, teknik bakımcılar aslında bu başarı hepimizin. Gün içinde ortalama 50 kişi çalışıyor. Bizim 17 yataklı yoğun bakım ünitesinde yüzde 70 doluluk oranı ile" diye konuştu. Yoğun bakımdan servise alınmanın mutluluğunu yaşayan 61 yaşındaki hasta, "Çok sabrettim gittim diyordum. Allah'ım bana güç ve sabır verdi. Artık benim için bitmiştir diye düşünüyordum. Allah'ıma olan inancım, kendime aileme olan bağlılığım vardı. Yeniden doğdum o kadar mutluyum ki ben mezara gittim geldim. Öldüm geldim diyeyim. Hiç kendimde değildim. Şükür olsun Rabbime. Bir de yürüye bilsem daha mutlu olacağım" ifadesinde bulundu. Youtube'dan takip etmek için tıklayınız Bu Habere Tepkiniz
solunum cihazina bagli hastalar iyilesebilirmi